Tekrardan Merhaba! Yoksa sen de “Hayır Diyemeyenler Kulübü” üyesi misin? O zaman tam sana göre bir yazı ile karşındayım! Hayır De, İyi Hisset‘in devamı olan bu yazımda hayır diyememe nedenlerimizi üç ana başlıkta inceleyeceğim. Keyifli okumalar dilerim. 😊

1. Kişilik Sınırlarını Koruyamayanlar

Kendimize özgü kişilik sınırlarımızı korumakta elbette kendimiz sorumluyuz. Bu sınırları, yapmak ya da söylemek istemediğin bir şeye evet diyerek kendi elinle ihlal etmiş olursun. Ancak sınırlarımızın kolayca ihlal edilmesine izin vermemeliyiz. Bu yüzden sömürülmekten, duygusal ve ruhsal suistimale uğramaktan benliğimizi yani sınırlarımızı karşı tarafa “hayır” diyerek koruyabiliriz.

Unutma ki hayır diyerek sadece karşı tarafa değil kendine de bu sınırlarını net olarak gösterirsin. Özellikle karşındaki kişi çok sevdiğin birisi (annen, baban, kardeşin, eşin vb.) olabilir ve ona karşı daha inisiyatif alarak nazik tutumlar sergilemen gerektiğini düşünebilirsin. Ancak sevdiğin birisi bile olsa sınırlarının ihlal edilmesine izin vermeyerek, duruşunda kararlı devam etmelisin.

2. Değersiz Hissedenler

Çoğu zaman kendimizden çok başkalarının fikirlerini önemseriz. İşte bu durum da karşımızdaki kişilere sürekli taviz vermeye başlarız. Başkalarından onay alma ve değerli hissetmek istediğimizden dolayı da evet kelimesini çok kullanırız.

Başkasından onay alma ihtiyacın oluştuğunda potansiyelinin ve değerlerinin tek sahibi olduğunu unutmamalısın. Bu durumu kavradığın anda dışa olan bağlılığını yok edersin.

Özelsin. Bu hayatta senden başka bir sen yok. Kişiliğin, davranışların, duruşun sana özel. Senin değerini oluşturan bir başkası değil tam tersi sensin. Unutma ki, mutluluk ve kendi kendine yetebilme becerin, kendini olduğun gibi kabullenişle başlar. Başkalarına, değerini kolayca harcama hakkı vermemek için hayır kelimesini bolca kullanabilir ve bu yolla çevrene karşı daima kendinden emin, güçlü bir duruş sergilersin.

Kendinizi başka birisinin düşüncelerine göre incelemeye çalışırsanız, hep ikinci el bir insan olarak kalırsınız.

Jiddu Krishnamurti

3. Korku ve Kaygı Dolu Olanlar

Dışlanma, reddedilmek, sevilmeme korkusu ile çoğu zaman karşımızdaki kişilere taviz vererek, evet deriz. Evet diyerek karşımızdaki insanlarla bağımızın güçlendiğine, sevildiğimize ve kabul gördüğümüze inanırız. Ancak bu şekilde yersiz olan duygularımız hayatımıza yön vermeye başlar. Bu tarz zihnimizdeki duygulardan kurtulmanın en güzel yolu, gözlemci olarak bu duyguyu izlemek ve duygumuzu keşfetmek.

Peki duygumuzu keşfettik ve bu durumdan nasıl kurtulabiliriz?

Kitapta Antik Yunan’a dayanan, düşünceyi merkezine alan otomatik düşünce yaklaşımından ve üç ana şemasından bahsediyor. Zihnimizdeki yersiz duygulardan da otomatik düşüncelerden uzaklaşarak kurtulabileceğimiz söz ediliyor.

Peki Nedir Bu Otomatik Düşünce?

  • Basit Şemalar: Kişiliğimizin üzerinde etkisi olmayan günlük bilgilerdir. Örneğin: “Alkollüyken araba kullanma.”, “Büyüklerine karşı saygı ol.” gibi kurallar boyutunda herkes tarafından kabul görülen düşüncelerdir.
  • Ara İnançlar: “Eğer” ve “O zaman” ile başlayan koşullu kurallardır. Örneğin: “Eğer istediğini yapmazsam beni sevmez, terk edilirim.” gibi koşullu düşüncelerdir.
  • Çekirdek İnançlar: Kişinin kendi iç dünyası ve çevresi arasındaki varsayımlardır. “Ben değersizim.” Ben güçsüzüm.” gibi varsayımsal düşüncelerdir.

Toplu bir örnek vermem gerekirse:

Sevilmiyorum: Çekirdek İnanç 
Uslu bir çocuk olmazsam beni sevmez: Ara İnanç 
Kimseye asla hayır dememeliyim: Otomatik Düşünce

Örnekten yola çıkarak yaşadığın kaygı ve korkularının hangi düşünce tarzına uygun olduğunu bulabilirsin. Unutma ki bu yolla düşüncelerinin kaynağının geçmişinden, çocukluğundan ya da kötü bir deneyimden geldiğini görebilir ve duygularına yön verebilirsin.

Zor gibi görünen kararlar, bir şekilde verildikten sonra olumlu ya da olumsuz bir sürece de girilse rahatlık hissi verir.

Hayır Diyebilme Sanatı – Müthiş Psikoloji

Sağlıkla #evdekal,

Kaynak