Kendi hayatınızın dümenini elinizde tutabilmek hayır diyebilmekten geçer. Hayır diyemeyenlerin rotasını başkaları çizer.

Paulo Coelho

Tekrardan merhaba! Yazımı okumaya başlamadan önce bu yazının bir ilham serisi olduğunu hatırlatmak ister, henüz okumadıysan sırasıyla Hayır Diyebilme 101 ve Hayır Neden Demeliyiz‘i okumanı tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum. 🙂

Neden Bu kadar Zorlanıyoruz?

Maalesef hayır diyememenin temelinde; sevilmeme, kaybetme, reddedilme ve dışlanma korkusu gibi çeşitli korkular bulunuyor. Mesela “Hayır dersem beni yanlış anlar mı?”, “Nasıl hayır diyeceğim?”, “Hayır demek beni bencil yapar mı? ” veya “Hayır dersem üzülür mü?” gibi sorular farkında olmadan içimizde suçluluk, vicdan azabı, kaygı, korku, üzüntü ve pişmanlık gibi duyguların oluşmasına sebep oluyor.

Bütün bu yaşadığımız duygular, davranışlarımıza ve seçimlerimize de yavaş yavaş yön vermeye başlar. Kendi benlik sınırlarımızın farkında olmanın önemi de tam bu noktada ortaya çıkar.

“Ben” demek kişinin egosuyla barışmasıdır. Buradaki “ben” düşüncesi bencillik ile karıştırılmamalıdır. Bencil insan sadece kendisini düşünürken, benlik bilincine sahip bir insan ise hem kendisini hem de karşısındaki insanı düşünür. Verdiği kararlarda ortak sonuca varır.

Buradaki bir diğer önemli nokta da; varlık ve benlik sınırımızı korumak, karşımızdaki insanları mutlu etmekten kaçınmak anlamına gelmez. İkisi arasında gerçekten ince bir sınır vardır. Başkalarını mutlu etmek ve uyumlu olmak için benlik sınırlarını ihlal etmemekle birlikte karşındaki kişiye de saygı göstererek hareket etmen gerektiğini de unutmamalısın.

Kültürel olarak başkasına hayır demenin ayıp olduğu bilinciyle yetiştirilmiş bir toplumun evlatları olarak, kişisel sınırlarımız ve haklarımızı korumamız konusunda çok da becerikli olmadığımızı söyleyebiliriz. Yaşadığımız toplum, hayır demenin kötü ve ayıplanacak bir tutum olduğunu öğretmiştir.

Müthiş Psikoloji

O kadar doğru ki! Maalesef çocukluğumuzdan beri öğretilmiş kalıplar içerisinde yaşıyor ve genellikle hiç sorgulamadan bu kalıpları doğru kabul ediyoruz. Şimdi istersen bir dur ve şunu düşün: “Bu hayatta gerçekten istediğin şeyleri mi yaşıyorsun?” Hatta soruyu şöyle sorsam daha doğru olabilir: “Bu hayatta istediğin şeyle yaşadığın şey aynı mı? Ailenin, toplumun dayattıklarına mı maruz kalıyorsun yoksa kendi seçimlerini mi yaşıyorsun?”

Bazen inandığımız şeyler, gerçekte istediğimiz şeyler olmayabilir. Yapmak zorunda kaldığımız seçimlerle zaman içerisinde barışık yaşamayı öğrendiğimiz için kendimize karşı dürüstlüğümüzü de kaybederiz. Bu yüzden yukarıdaki soruya cevap verirken kendine dürüst ol ve zor da olsa doğruyu itiraf et.

Hayır Demek Aslında Nasıl Hissettirmeli?

Maalesef hayır diyememek kendi eliyle kendi varlık ve benlik sınırını ihlal etmiş bir birey anlamına gelir. Olmak istediği gibi bir kişi olamamak ya da yapmak istediği şeyi yapmamak, kişiye mutsuzluk ve öz güven eksikliği gibi birçok olumsuz duygu hissettirir.

İnsanın kendine saygı göstermesi, benliğine sahip çıkması ve koruması kişisel alanına gösteriği saygı, şefkat ve özveriyi gösterir. Bu yüzden, “suçluluk, yalnızlık, ezilme, korku, suçluluk ve vicdan gibi” olumsuz duygular değil de “öz güven, rahatlık, huzur, şefkat vb.” güzel duygular hissetmen daha doğru olacaktır.

Hayır dediğin zaman herhangi bir olumsuz duygu içine girdiğini fark edersen kendine ve düşüncelerine karşı saygı gösterdiğini, sınırlarına sahip çıktığını ve karşı tarafında senin sınırlarına saygı göstermesi gerektiğini kendine hatırlat. Bu tekniği bir süre tekrarladıktan sonra olumsuz duygular yerini olumlu duygulara bırakacak ve hayatını daha farkında yaşamaya başlayacaksın.

Bir sonra ki yazımda görüşmek üzere!

Sağlıkla #evdekal,

cemre alyüz

Kaynak