Yaklaşık 2 haftadır okuduğum bir kitabın etkisiyle kendimi çok farklı bir nokta da bulduğumu söylemem gerekir. Hayatıma bambaşka bir pencereden bakmayı tercih ettim. Belki de aylardır sevdiğim insanların bana seslenip, bahsetmek istediği şeyleri ben bir kitap da buldum ya da en sonunda bu kitap ile harekete geçmeye karar verdim. Evet arkadaşlar “Yol’a Çıktım.”

İçinizdeki aşkı bulmak için sizi okumaya davet ediyorum. “Aşkın İstilası” tüm vücudunuzu saracak emin olabilirsiniz. Bu aşkı istediğiniz gibi algılayabilirsiniz. Ama şunu unutmayın en büyük aşk önce içinizde kendinize olan aşkınızla başlar. Bu yüzden önceliği kendinize tanıyın. Hayat boyu bize “sevgi”yi hep başkaları üzerinden gösterdiler. “Aileni, arkadaşları, sevgilini, eşini, dostlarını, hayvanları sev” dediler. Ama unuttukları bir şey vardı. Hiçbiri “Önce kendini sev. Kendini sevmezsen başkalarını da sevemezsin demedi.” Belki de bu yüzdendi; çoğu insanın hayatından memnun olamama sebebi.

İşte bu yüzden görevimiz ilk önce sevmek değil sevgi olmak. Kitap ile yolculuğum boyunca kendi benliğimin içerisine girdim ve yaşadım. Amaç aslında bir şeyler bulmak değil, içeride ki her karışın bana ait olduğunu bizzat görmek. Hatta kitabı okurken aslında bir hikaye okumadım, kendi hikayemi baştan yazdım diyebilirim. En güzeli de buydu. Her kitabın bir kahramanı vardır ama okuduğunuz bu kitabın kahramanı tamamen sizsiniz.

Unutma:

“Kader denen şey, sana çizilen yol değil, senin seçtiğin yoldur…”

Cehennem ile yüzleştim. Cehennemi tam olarak kalbimde hissettim ama bir o kadar Cennete yaklaştığımı fark ettim. Hayatımızda yaşadığımız her şeyin “Algı”larımız dan ibaret olduğunu ve bunları değiştirebildiğin de her şeyin değişeceğini öğrendim. İşte o zaman Cennetin içindeydim. Çünkü öğrendiğim büyük bir gerçek vardı:

“Tek cehennem var; o da zihnin!”

Peki bu kitabın diğerlerinden farkı neydi? Öncelikle benim için özeldi. Kendimi cehennemin içinde hissederken aydınlık kapıyı gösteren bu kitaptı. Bir işaretti. “Biz senin için her şeyi topladık. Oku ve yola çık.” diyordu. Yazılanlar aslında çoğumuzun zaman zaman bildiği ya da bu konuda profesyonelleşmiş insanların anlattığı tekniklerden ibaretti. Ama Metin Haran’ın bize aktarış biçimi farklıydı. O bize bir Usta olarak aktarmıyordu. Kendini Çaylak olarak tanımlıyor ve bu yolda bizlerle yürüyor. Elimizden tutuyordu. Belki de en büyük fark buydu.

Üç kitaptan oluşacak bu serinin ilk kitabı “Yol”u bitirdim. Sıra “Dem”e geldi. Yola çıkarak ilk adımı attım. Devamını heyecanla bekliyorum. Çünkü bu yolculuk tamamen kendimizde başlayıp yine kendimizde bitiyor.

Hayatınıza farklı bir pencereden bakmak, belirgin bir değişiklik yapmak istiyorsanız derin bir nefes alın ve o tohumu atın!

Çünkü;

“Asla bir tohumun potansiyelini küçümsemeyin!”

Hazır mısınız? Hayatınızın yolcuğu başlıyor…

Not: Aşkın İstilası serisi yazarı Metin Hara’ya teşekkür ederim.