Yılın 365. gününden sesleniyorum;

Sevgili 2017,

Hayatımda çok güzel olaylarla birlikte zor zamanları da beraberinde yaşattın. Gösterdin, öğrettin ve anlamamı sağladın. Zirve de manzaranın keyfini çıkarırken bir anda ayağımın tökezlemesiyle düşmeyi ve acıyı yaşattın. ”Her hayırda bir şer her şerde bir hayır vardır” sözünün somutlarını, sevginin emek olduğunu, çabanın ise istekten geldiğini gösterdin. Her zaman kazanmanın olmadığını, kaybetmenin ve en önemlisi de vazgeçebilmenin erdem olduğunu öğrettin. Seni özleyecek miyim? Evet. Gerçekten, geriye dönüp baktığımda en dipte olduğum zamanların bile benim için çok önemli derslere eş değer olduğunu gördüm. Tutkuyu ve acıyı en derinden yaşattın. Dedin ki; ”Dur bir bak yıllardır yaptığın hatalarda ki ortak noktaya” ve o zamandan beri düşünür oldum. Bencillik ve fedakarlık arasında bulunan o ince çizgiyi. Neredeydim ben? Kimdim ben? Neden bendim? Bu beden, bu ruh neden bana aitti? Bu dünyada varlığımın bir sebebi olmalıydı. İşte ben bu gerçekliği senin son aylarında ararken, buldum kendimi. Teşekkür ederim 2017. Öğretilerin için. Şükrediyorum. Nefes aldığım her günün çok önemli olduğunu hatta gözyaşlarımın değerli olduğunu gösterdin. Her sabah yeni bir günün umuduyla uyanırken, uyumadan önce ki minnettarlık duygumsun. Geçen sene tam bugüne gidiyorum. 31.12.2016… Ne çok şey değişmiş, neler girmiş ve neler çıkmış hayatımdan. Neler kaybetmişim demiyorum. Kaybetmiş gözüyle bakmıyorum gidenlere. Ben onları yaşadım ama eksik ama fazla; yaşadım. Gönlümün yarım kaldığı anlar oldu. Keşke dediklerim oldu. Ama söz verdim. Bu yıl İnşallah sözümün daha fazla olmasına. Ummayı bıraktım, inanmaya adadım kendimi.  Şimdi, yılın son gününden yazdığım yazıya bakıyorum. Gülümsüyorum. Kendime verdiğim sözleri hatırlıyorum. Teşekkür edecek sebeplerim çok biliyorum. Elveda 2017, acısıyla ve tatlısıyla…

Merhaba 2018 umuttan öte inanç dolu gel ve gönlümüze göre ver.