Herkese merhabalar,
#cemreilefarkındalık serisi yazılarımıza kaldığımız yerden devam etmeye hazır mısınız? Arayı çok açmadan, uzun zamandır blogumda bahsettiğim konu hakkında harika bir kitap okudum. Bu kitabı sizinle paylaşmak için sabırsızlanıyorum. O yüzden, hadi gelin başlayalım!
Uzun zamandır ”Çekim Yasası” konusu üzerinde kitaplar okuyor, videolar izliyor ve bu konu hakkında geniş bilgiler edinmeye çalışıyorum. Yakın arkadaşımın ”Abraham Ekolü”nü keşfetmesi ile konuya derinlemesine bir giriş yaptık. Maalesef ”Abraham”ın tek Türkçe kitabı bulunmakla birlikte, arkadaşım genelde youtube üzerinden ingilizce seminerlerini izleyerek bana aktarırken ben de 1-2 adet ingilizce pdf kitabını okudum. Sonra Türkçe’ye çevrilmiş tek kitabını aldık ve deyim yerindeyse ”aydınlanma” yaşadık.
Hayatımızda biz ne istersek onu yaşarız, istediğimiz her şeye sahip olabiliriz. Buna sadece gerçekten inanmak ve gerçekten isteme duygularını katmanız yeterli! İşte buna ”Çekim Yasası” deniyor. Mesela uzun zamandır görüşmediğiniz bir arkadaşınız aklınıza geliyor ve tam o saniye de telefonunuz çalıyor. Bir bakıyorsunuz ki, arayan o! Telefonu açtığınızda ”Ben de tam seni düşünüyordum” diyorsunuz. Ya da diyelim ki, çok istediğiniz bir şey var ve bir bakıyorsunuz akşam size babanız onu almış. Gözlerinize inanamıyorsunuz. Çünkü onu istediğinizi babanız bile bilmiyordu ve bilmeden size almış. İşte farkında olmadan sizler çekim yasasını kullanmış oluyorsunuz. Çünkü çekim yasası herkese eşit ve adildir. Tıpkı diğer yasalar gibi. Bu doğanın bir kanunudur.
Şimdi kendinize sorabilirsiniz: ”Ee o zaman neden benim her istediğim şey hayatımda yok?” ya da ”İsteklerime ulaşabilmem neden bu kadar zamanımı alıyor?” Bunun tek nedeni: ”Arzu ettiklerinize henüz ulaşamamış olmanızın nedeni kendinizi, isteklerinizin titreşimlerine uygun düşmeyen bir titreşim içerisinde tutuyor olmanızdır.” Diyelim ki siz mutlu bir ilişki istiyorsunuz ama bir yandan da ben bunu hak etmiyorum diye kendi içinizden olumsuz bir duyguya sahipsiniz. İşte o zaman o mutlu ilişki size gelmez çünkü isteğinizle titreşiminiz arasında olumsuz duygularınızın yaydığı titreşim farklıdır. Diyelim ki iyi bir iş istiyorsunuz ve güzel maddiyata sahip olmak istiyorsunuz ama bir yandan da çevrenizde sizden daha iyi durumda olan insanları kıskanıyorsunuz. İşte bu durumda da yine isteğiniz ile olan kıskançlık hissiniz birbirine ters düştüğü için, isteğiniz gerçekleşmez.
Benzer olan birbirine doğru çekilir. Yani isteklerinizin sizin tarafınızdan tam olarak elde edilebilir olması için varlığınızın titreşimsel boyutu isteklerinizin titreşimine benzemelidir. Zaman ve pratikle, kilden tam olarak istedikleri yaratımı elde etmeyi öğrenen heykeltıraşlar gibi, siz de kendi zihninizin odağı aracılığıyla, dünyalar yaratan bu enerjiye şekil vermeyi öğrenebilirsiniz.
İsteğinize sahip olmak aslında çok basit!
- Adım: İstemek. İsteğinize tam olarak karar vermelisiniz ve ondan emin olmalısınız.
- Adım: İnanmak. İsteğinize inanmak en önemli aşamadır. Bu aşamada Evren harekete geçer.
- Adım: İzin vermek. (Davet etmek) Düşüncelerinizin çekim noktanıza eşit olduğunu ve hislerinizin izin verme ya da direnç gösterme oranınızı gösterdiğinin farkına vardığınız zaman, arzu ettiğiniz herhangi bir şeyi yaratabilmenin anahtarını elinde tutuyorsunuz demektir.
Duygularınıza dikkat etmeyi öğrenin! Kendinizi iyi ya da kötü hissetmenize neden olmaları fark etmez, duygular güçlü oldukları zaman istekleriniz de güçlüdür. Duygular güçsüzleşince, isteğiniz de çok fazla güçlü olmaz. Yani temel anahtar: Duygularınız.
Çekim Yasası her zaman için sizi, düşüncelerinizin dengesinin özüne ulaştırır. İstisna yoktur. Onu isteyin ya da istemeyin, zihninizden geçeni alırsınız. Çekim Yasası tam olarak sizin sunduğunuz titreşimlere yanıt vermektedir. Bu nedenle dikkatinizi her neye veriyor olursanız olun o şeyin özü sizin deneyimleriniz de ortaya çıkar. Bu da demek oluyor ki olamayacağınız, yapamayacağınız ya da elde edemeyeceğiniz hiçbir şey yoktu. Yasa budur.
Bahsettiğim konuyu ilk defa duyuyorsanız, sizlere anormal gelmesi olağandır. Ama gerçek budur. Tarafımca ve çevrem tarafından defalarca denenmiştir. İyi düşünsem de kötü düşünsem de aynı o şekilde gerçekleşmiştir. Hemen gerçekleşecek diye bir kaide yoktur. İster hemen, ister 3-4 ay sonra olsun; eninde sonunda sizi bulur ve gerçekleşir. Bu yüzden ”Tohumunuzu dikin ve doğru sulayın. Unutmayın; bir tohumun fidana dönüşmesi de ağaca dönüşmesi de zaman gerektirir. Siz o tohumu ektiyseniz, bilin ki o büyüyecektir.”
p.s. devamı gelecek… 
