Bazı zamanlar hepimizin, hayatımızda almış olduğu önemli kararlar oluyor ve bu süreci kolay kolay değil de sancılı olarak atlatıyoruz. İşte ben de son zamanlarda böyle bir dönem içerisinde bulunuyorum ve sizinle paylaşmak istiyorum.

Aklımda, yapmak istediklerim ile şu an yaptıklarım arasında yaşamış olduğum büyük bir çatışma varken, hayatı böyle yaşamak istemediğimin farkındaydım. Hayatın bu kadar sıradanlaşması beni yavaş yavaş tatmin etmemeye başladı ve zamanla kendi kendimi sorgulamaya başladım. Sanki her şey bir rutine bağlanmıştı. Genel olarak haftanın beş gününü aynı döngüde yaşıyordum: ”Uyan, kahvaltını yap, işe git, işten gel, yemek yap, biraz dinlen ve uyu.” Bu döngünün sürekli olarak tekrar etmesi beni fazlasıyla rahatsız etmeye başlamıştı.

Gerçekten bunun için mi yaşıyorduk? Sanıyorum, 17 yıllık eğitim hayatım boşunaydı. 23 yaşında genç bir birey olarak gördüklerim, düşündüklerim ve kurduğum hayalleri de buna katarsak, ”Boşuna mı yaşıyorum?” dediğim noktaya gelmiştim. Sizi bilmem ama gerçekten yaşadığım bu tatminsizlik her geçen günümü benim açımdan zorlaştırmaya başlamıştı.

Düşünmeye başladım. Gerçekten ne istiyordum ben? Herkes gibi dünyaya gelip dümdüz yaşamak ve zamanı gelince ölmeyi mi seçecektim yoksa gerçekten istediğim hayatı yani en azından dolu dolu yaşayabildiğim bir hayatı mı yaşayacaktım? Cevap çok basit olmakla birlikte ben de saklıydı. Ama bu cevabı duymaya ilginç bir şekilde çekiniyordum. Bununda nedeni çok basitti: ”Ne düşünürler?”. Zaten bir kere olsun öncelikli olaral kendimi düşünsem, o zaman hayatıma anlam katabilecek duruma gelirdim ama herkes gibi bende -hatta belki senin gibi- önce karşı tarafın düşüncelerini önemseyen birisiyim.

Zaman geçtikçe yaşadığım tatminsizlik içinde kendimi daha fazla boğulurken buldum. Hatta sadece kendim değil, çevremdeki insanların bile gözüne çarpan tepkilerim oluşuyordu. Konuşma tarzımdan, görünüşüme kadar birçok konuda yıpranmıştım. Normalde vermeyeceğim tepkiler veriyor, söylemeyeceğim sözler ağzımdan çıkıyordu. Aynaya baktığımda gözlerimde ki yorgunluğu değil, göz bebeklerimin eskisi gibi bakmadığını görüyordum. Ve hala cevap bende saklıydı: ”Bu hayata tamam mı devam mı Cemre?” diye sürekli kendimi sorgularken, sonunda kararımı vermiştim.

Ne mi olacaktı? Devamını bir sonra ki yazımda bulacaksın.

Umutla,