Hayat yaşarken yavaş ama ardına baktığında hızlı akan bir nehir gibi. İşte ben bu nehrin tam ortasındayken; geçen sene bu vakitler de ne yaptığımı düşünüyorum ve yaşadığım hayatı sessizce izlerken kendimi yakalıyorum.
Hayat işte! Acısı eksik olmuyor, dertler azalmıyor. Birisi geçse, yenisi geliyor. Ama ne olursa olsun, aşamayacağınız dertlerin olmadığını da size gösteriyor. Her gecenin sonunda, ufukta güneşin doğuşuna şahit ediyor. Düşe kalka büyümeye ve yol almaya devam ediyoruz. Tıpkı öğrenmenin yaşı olmadığı gibi, düşmenin de yaşı yok. Ben ise hayatın kademelerinde hızlıca ilerliyorum. Mezuniyetim ile birlikte başvurmuş olduğum yüksek lisanstan kabul almak benim için gurur verici bir olaydı. Ama maalesef burstan kabul alamadım. Ne yalan söyleyebilirim ki? Üzülmedim diyemem. Ama kendime söz vermiştim; bu burstan kabul alamazsam üzüntüm kısa sürecekti çünkü bunu bir işaret olarak algılayarak yoluma devam etmem gerekecekti. Tam olarak öyle yaptım. Daha önümde kocaman bir hayat olduğuna inanıyorum ve yüksek lisans için vaktimin olacağını düşünüyorum. Şimdi ise, hayatımda yeni bir bölüme başlıyorum: ”Fırçalarım Hazır Bekliyorum”
”Küçük kız, bir bahar sabahı dünyaya gözlerini açmış.
Adım adım emeklerken, rengarenk boyalarını kucaklamış.
Uçsuz bucaksız şu dünya da,
kendi dünyasını küçük parmaklarıyla boyamaya başlamış.
Çocukluk, ergenlik, gençlik derken;
Büyümüş.
Ve artık beklenen an gelmiş;
Yetişkinlik.”
Siz siz olun hayatınızın boyalarını ve fırçalarını başkalarına kaptırmayın.
Doyasıya boyamanız dileğimle. 
