Davranışlarını değiştirerek hissettiklerini değiştirebileceğini biliyor musun? Evet yanlış duymadın. İnsanlar sadece düşündüklerini eyleme geçirmezler; düşünmeden de, yaparlar. Ancak, bazen bir şey yapmayı canımız pek istemez çünkü içimizdeki istek azaldıkça, herhangi bir durum gözümüze öylesine zor gözükür ki, hiçbir şey yapmama isteğiyle boğuşmaya başlarız.

Davranışını değiştirmek, düşünce şeklin üzerinde olumlu bir etki yapacak ve daha iyi hissetmene yardımcı olacak. Aynı zamanda düşünce biçimini de değiştirdikçe, bir şeyler yapmak için daha iyi hissedeceksin ve bunu gerçekleştirecek gücü içinde bulacaksın.

Kendini bir yığın ”gereklilikler” ve ”zorunluluklar’‘ arasında bulduğunda, yapmak istediklerini gerçekleştirmekte zorlanabilirsin. Sonunda öyle bir duruma gelirsin ki, hareket etme arzun bile yok olup gider. Ancak gereklilikleri ”isteklere” çevirirsen, kendine karşı saygılı davranıyor olursun. Bu, kendinde seçme özgürlüğü ve kişisel saygınlık yaratacaktır.

Yapmak istediğin şeyi ertelediğin dönemlerde, çok yaygın olarak ‘‘yapamam” düşüncesiyle karşılaşırsın. Eğer kendine ”yapamam” diye defalarca söylersen; bu telkin haline gelir ve bir süre sonra hiçbir şey yapamayan, yetersiz biri olduğuna ikna olursun.

Erteleyen insanlar, istek ve eylemi karıştırır. Bir şey yapmak için havaya girene kadar gereksiz yere beklerler. Onu yapacak havada olmadıkları için de otomatik olarak ertelerler. En büyük hatamız, bir şeyi yapmak için önce isteğin gelerek eyleme neden olduğuna inanmamızdır. Ama bu doğru değildir. Önce harekete geçmeliyiz ki, isteğimiz ortaya çıksın.

Şimdi sen de ilham gelene kadar bekliyor musun? ”Kendimi bunu yapabilecekmiş gibi hissetmiyorum”, ”Şimdi değil sonra” gibi sürekli bahaneler bulup, erteliyor musun? Şunu unutma ki bazen keyif, ilham ya da sen bunu ne olarak adlandırıyor isen; bu tarz düşüncelerin gelmesini beklemen sonsuza kadar sürebilir! Bu yüzden ERTELEME. Bir şeyi gerçekleştirmek için düşünme. Sadece harekete geç. Neden mi? Çünkü ne demiş büyüklerimiz?

”Bugünün işini yarına bırakma.”

İlhamla,