Gerçekten yapmak istediğiniz şeyleri yapıyor ve olmak istediğiniz kişiyi mi yaşıyorsunuz? Yoksa şu an yaşadıklarınız başkalarının dayatmaları sonucunda ortaya çıkıyor ya da tamamen bir tesadüf üzerine mi yaşıyorsunuz?
Şu an olduğunuz hale nasıl geldiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer merak etmediyseniz beş dakika bile olsa sorduğum soru üzerine odaklanmanızı istiyorum. Dünyaya geldiğimiz andan itibaren başta ailemiz daha sonra çevremizdeki insanların istekleri ve yönlendirmeleri doğrultusunda hayatımızı şekillendiriyoruz. Her ne kadar kendi istediklerimiz olsa da bizden istenenleri de düşünerek yaşıyor ve uyum sağlamaya çalışıyoruz. Uyum doğrultusunda maalesef ”başkaları için yaşama” tuzağına çekiliyoruz.
Çoğu zaman hayallerimizden vazgeçiyoruz. Çünkü hayallerimizin bazılarından vazgeçmemiz anlamına gelen yeni bir düşünceye uyum sağlamak zorunda kalıyoruz. Kimi zaman karakterimizi tam olarak göstermeye ve başkalarının bizi yargılamasından korkuyoruz. Çünkü, başkalarıyla kurduğumuz ilişkiyi göz önüne aldığımızda, kendimiz için yarattığımız imaj önem kazanıyor. Ancak sahip olduğumuz özelliklerle ve değerlerimizle daha da rahat olmaya çalışmamız (kendinizi kabullenmek) ve başkalarının ne düşündüğüne bağlı olmamamız gerekiyor. Kendimizi başkalarının (aile, arkadaşlar vb) dayatmaları sonucunda değişmeye zorlamamalı, bizi biz yapan değerlerimizi taktir etmemiz gerekir.
Bizi mutsuz edenler, sahip olduğumuz kusurlar olmamalıdır. Kendimizi başkalarıyla kıyaslamak zorunda hissederek, çevreye ayak uydurmaya (başkalarının dayatmalarıyla yaşamak) çalışarak yaşamayın. Unutmayın hepimiz farklı insanlarız. Kimliğinizi, başkalarıyla yaşadığınız ilişkiler sonucunda oluşturmayın.
Hayat güzel bir yolculuk ve bu yolculuğun ana kahramanı daima kendimiz. Bu yüzden bu yolculuğa değer verin.

İlhamla,