Merhaba…

Uzun bir aradan sonra burada olmak, buraya yeniden yazabiliyor olmak benim için çok anlam ifade ediyor. Şimdi, bambaşka bir “ben” olarak karşınızdayım ve yeni yolculuğumu sizlerle paylaşmak için çok heyecanlıyım. Nereden başlasam bilemiyorum ama sanırım her şeyi en baştan almak en doğrusu olacak.

Döngünün içinde kaybolmak...

Üniversiteden beri aktif olarak sürdürdüğüm kurumsal kariyerime, yeni yaşımın da getirdiği duygularla birlikte başka bir yön vermeye karar verdim. Hayatımın amacını tam olarak bulamamışken, her sabah 05:00 sularında uyanıp tüm günümü iş yerinde geçirmenin, aslında hayatı ne kadar verimsiz yaşadığımı fark ettirdi.

Ne için peki?

Her gün aynıydı: erkenden kalk, işe git, dön, yemek yap, ye, ev işi yap, uyuyup yeniden başla. Tam anlamıyla bir döngünün içindeydim. Bu düzenin içinde kaybolmuştum. Kendime, eşime, sevdiklerime gerçekten minimum düzeyde vakit ayırabiliyordum. İş günlerinde tüm enerjimi işe harcadığımdan, hafta sonları mümkün olduğunca evde kalmak istiyordum. Peki ne için yaşıyordum bu hayatı? Sadece para kazanmak için mi? Ve o kazanç, bu yoğunluğa gerçekten değiyor muydu? Bu düzen nereye kadar böyle sürebilirdi?

Yoğun tempoya alışık olmama rağmen, her geçen yıl omuzlarıma yüklenen sorumluluklarla birlikte artık taşıdığım yüklerin artmaya başladığını hissettim. Önceleri sadece kendimden sorumluydum. Ama evlendikten sonra, hayatımda artık bir başkası da vardı. Eşimin varlığı kıymetliydi ama aynı zamanda ekstra bir sorumluluktu.

Birbirimizi kandırmayalım… Ne kadar eşitlikten yana olsam da, pratikte işler teorideki gibi ilerlemiyor. Kadınların yükü hala daha fazla. Eşimin desteği değerliydi, ama içsel yüküm o kadar fazlaydı ki bu destek bile yeterli gelmiyordu. Her konuda kendimi yetersiz hissetmeye başlamıştım. Bu da doğal olarak bir mutsuzluk haline dönüşmüştü.

Kendimi Dinlemek ve Farkındalık Zamanı…

İşin stresi, günlük hayatın sorumluluklarıyla birleşince fark ettim ki… Ben kendime gereğinden fazla yükleniyorum. Her şeyi kendim yapmaya çalışırken nefes alamıyordum.

Kendimi dinlediğim kısa bir dönemden geçtim. Çalışmak, para kazanmak benim için ne ifade ediyordu? Elbette hayatımızı sürdürebilmek adına önemliydi ama içimde başka bir anlamı daha vardı: “Kendi ayakları üzerinde duran, başarılı, güçlü bir kadın olmak.”

Her şeye yetişmeye çalışırken fark ettim ki… Ben kendime yetişemiyorum. Mutlu değilim.

Peki ne yapabilirdim? Gerçekten çalışmak zorunda mıydım? Evet, çalışmayı seviyordum – aktif bir insan zaten çalışmayı sever ama bu kadar yüksek stresli bir ortamda çalışmak beni gerçekten inanılmaz zorluyordu. Her geçen gün kişisel sınırlarımı daha fazla zorladığımı fark ettim. Bir insan bunu kendine neden yapardı ki?

Yeni bir şeylere başlamak bile külfet haline gelmişti. Çünkü ben, her zaman işini en iyi şekilde yapan insan olmalıydım. Yarım yapmak, eksik bırakmak bana göre değildi, benim kitabımda yoktu. Ama… Nereye kadar böyle devam edebilirdim?

Karar Anı

İtiraf etmeliyim; ben bu hayatı böyle hayal etmemişim. Kendime çocukken kurduğum o neşeli, huzurlu, sade hayat uzakta kalmıştı. Hayat, tam anlamıyla “yapılacaklar listesine” dönüşmüştü…

Kendime dürüstçe sorduğum bir soruyla başladı her şey: “Gerçekten çalışmak zorunda mıyım? Yoksa yıllar önce kurduğum ‘başarılı kadın’ hikayesini sürdürmeye mi çalışıyordum?

Bu sorunun cevabı her şeyi değiştirdi. Çünkü aslında hep başarılı, güçlü iş kadını olmayı hayal etmiştim. Kurumsal bir dünyada, güçlü bir şekilde var olmak… Ama zamanla, yaşadığım deneyimler ve kayıplar bana bunun gerçek bir hayal olmadığını gösterdi. Bu hedefin bazı parçaları bana ait değildi. Bir kısmı toplumun alkışıydı, bir kısmı unvanların parıltısıydı… Hayat sadece kariyerden ibaret olmamalıydı. Başarı, kendi mutluluğumdan daha değerli değildi…

Ve sonunda o iç ses biraz daha güçlü çıkmaya başladı: “Dur… Yeniden başla…

Çalışmak, üretmek, bağımsız olmak hala benim için çok değerli. Ama artık başarıyı sadece mesai saatleri, terfiler, KPI’lar ve maaş bordrolarıyla ölçmek istemiyorum. Peki ya, başarı, benim için yaşadığım hayatla uyum olmaksa? Huzurlu olmaksa? Kendime, eşime, dostlarıma, hayallerime yer açmaksa?

İşte bu yüzden şimdi buradayım. Yazmaya yeniden başladım. Kendim için… Ve bu satırlarda kendini bulabilecek herkes için, kalbimle yazıyorum.

Hikayenin devamı çok yakında