Güneş tepe de, hava da tuz kokusu.

Gözlerimi kapatmadan önce İstanbul’u,

şöyle bir inceliyorum:

Bir yığın insanla dolu,

vapurdayım.

Havayı fırsat biliyorum ve

anın tadını çıkarıyorum.

Güneşin, denize yansımasında ki o güzel parıltı ile;

yüzümde tatlı bir gülümseme oluşuyor

Sonra…

O beyaz dalgaya gözlerim kayıyor.

Köpüklerin arasında düşüncelere boğuluyorum

Ufukta ki İstanbul’a tekrar bakıyorum.

”Seni bırakıp gitmek ne mümkün” diye hayıflanıyorum.

Arkamda bulunan kız kulesine selam verirken,

Rüzgar saçlarımın arasından geçiyor.

Hafif bir ürperti ile gökyüzüne bakıyorum:

Gök mavisi…

Bulutsuz…

Martıların eşlik ettiği o vapurda,

bir küçük kadın,

gidiyor uzaklara.

Yeni yaşının verdiği o duygu ile

kayboluyor.

Ama bu sefer bilinmezliğe doğru değil.

Yeni yaşına hoşgeldin derken,

Benliğine,

İçindeki asıl kişiye,

Çocukluğuna kavuşuyor

 

Hoşgeldin 23. İçimdeki çocukla birlikte yeni maceralar için seni bekliyoruz.