Herkese göre yeni bir yıl ile başlayan takvimin yaprakları , benim için 1 aydan az bir süre sonra gerçekleşecek 23. yaş doğum günüm ile başlayacak. İnanır mısınız, daha bu sabaha kadar yakın arkadaşlarımla güzel bir akşam yemeği ile kutlamayı planladığım doğum günümü artık kutlamak istemiyorum. Bunun tam olarak bir nedeni yok. Vazgeçmemi sağlayan bir insan ya da bir olay. Sadece bu yaşın benim için çok değerli olduğunun farkındayım. Nasıl insanlar 18. yaş doğum gününü kutlamak için çok heyecanlıdır. Heh! İşte tam olarak da bu 23. yaş doğum günüm benim için bu kadar önemli.

Lise son sınıfta yaşadığım ”Nasıl bir üniversite de okuyacağım? Ne yapacağım?” korkusuna şimdi gülümseyerek bakıyorum. Ne komik insanlarız! Değmeyecek şeyler için yaşadığımız telaş, korku ve endişelerimiz var. Maalesef hala var çünkü engel olamıyoruz. Yaşadığım geleceğe dair endişelerim kocaman bir dağ gibi. Ama ben bu endişelerle daha fazla yaşamak istemiyorum ki? Sonuç olarak kaygılarımız geçiyor. Bakın, 5 sene önce yaşadığım o endişeler gitti. Artık bitti. Üniversite’den erken mezun oldum. Hayata atılıyorum. Şimdi de hayata dair korkularım var. Ne yapacağım? Yüksek Lisans’tan kabul alacak mıyım? Aldım diyelim bursu da kaparsam gidebilecek miyim? İşe ne zaman başlayacağım? Ayaklarımın üzerinde tam olarak ne zaman duracağım? Neyi nasıl yapsam diye aklımda a-b-c-d planlarını barındırmak ile beynimi yorup duruyorum.

İşte ben bu düşüncelerin arasında nehrin o akışkan suyuna kapılıp gidiyorken, doğum günüm de kendime çekilmek istiyorum. Çıkıp, sahilde bir yürüyüş yapmak, sevdiğim o kahveyi yudumlamak, kitabımı okumak, sokakta kedileri beslemek ve sevmek, ağlamak, gülmek, fotoğraf çekmek hatta yazı yazmak istiyorum. Ben bu doğum günümü kendimle geçirmek ve kendimi gururlandırmak istiyorum.

Fark ettim ki; hayatıma giren, çıkan insanlara değil de en çok kendime kırılmışım. Çünkü insanların bana olan davranışlarına ben izin vermişim. Yaşanılanların hepsi benim tolerans seviyemin yüksekliğinden kaynaklıymış. Ben insanları değil, kendime yaşattığım bu acılardan dolayı kendimi affedebilmeliyim… Ben küçük Cemre’ye sarılmalıyım. Aynı şekilde sizler de öyle. Çünkü insan en çok kendi kendine zarar veriyor. O ufak çocuğun karşısına geçip, kendinize sarılın. Onu dinleyin. Onu yaşayın. Kendinizden ve ondan özür dileyin.

Ben bu doğum günüm de aslında yalnız olmayacağım. Ben küçük Cemre ile küçük bir yolculuğa çıkıyor olacağım. Söz veriyorum; kendime yaşattığım tüm haksızlıkları bu doğum günümde küçük Cemre’ye affettireceğim ve yola tertemiz bir yük ile devam edeceğim.

Çünkü biliyorum ki, en büyük erdem affedebilmektir ve bunu en güzel yapabilen çocuklardır.

 

Küçük Cemre’ye ithafen,