Havaya, Suya, Toprağa düşen bir kor ateşle birlikte içimizi ısıtan ve dünyayı yeşile boyayan en güzel mevsime selamlar olsun!

Size adımın hikayesini anlatmak istiyorum. Aslında benim iki ismim var. Ama sadece “Cemre” resmi olarak yazılı olduğu için herkes bu ismimi biliyor. İsmimi babam koymuş. Diğer ismimi de annem. Cemre demek; “Şubat – Mart aylarında 1 hafta arayla havaya, suya, toprağa düşen ateş demek.” Kısacası,“Kor Ateş”

Adımın kişiliğimi yansıttığını düşünüyorum. Bir kor ateş gibi bir anda alevlenip sönüyorum. Hatta tam olarak bahar kızı olduğumu söyleyebilirim. Nisan Ayı doğumlu bir bahar kızı! Bahar yağmurunu düşünün. Bir anda yağmur yağar, sel gider ve ardından güneş açar. İşte benim kalbimde tam olarak böyle. Ne yaşanırsa yaşansın, bir bahar yağmuru gibiyim. Her şeyin sonunda içimde daima güneş açıyor.

23 yıllık hayatıma dönüp bakıyorum. Yaşadığım sayısızca kırgınlık, kızgınlık ve üzüntü var. Evet biliyorum hepimizin var. Peki ne mi hissediyorum? Tuhaf bir hissizlik. Haksızlık yapmamam lazım. Sürekli kötü şeyler yaşadım diyemem. Her gecenin gündüzünü gördüm. Tıpkı her yağmur sonrası güneş doğduğu gibi. Her insan gibi ben de hata yaptım; sayısızca. Ama şimdi dönüp bakıyorum da, hatalarım ve doğrularım beni ben yapan, Cemre’yi oluşturanlar. Bahar kızı olmanın verdiği bir his midir bilmiyorum lakin ruhum nasıl olursa olsun her zaman neşe dolu.

İnsan önce kendini sevmeli, kendine değer vermeli. Maalesef söylemeliyim ki, ben kendime hiç değer vermediğimi aylar önce fark ettim. İçimdeki değer duygusunu kendimden çok çevreme vermişim. Kendime haksızlık etmişim. Anlamam geç oldu ama güç olmadı. Diyorum ya kızmıyorum, gücenmiyorum. Her şeye rağmen Cemre olarak sevmeye devam ediyorum. Önce kendimi sonra da insanları, kuşları, kedileri, denizi, havayı; kısacası hayatı.

Selam olsun, içimdeki bahara, selam olsun mevsimlerden bahara!

Sevgiyle varolun,